Yayınevleri

Tüm Kategoriler

Üye Girişi

E-Posta
Şifre
  Ödeme Seçenekeleri
  Son Tekrar Soru Bankası
  Adli Hakimlik Kampı
  İdari Hakimlik Kampı
  Konsensus KPSS Soru
  Konsensus Adli-İdari Soru
  Külliyat Adli Hakimlik Soru
  Külliyat İdari Hakimlik Soru
  Hocasından Ders Notları
  KPSS A Hukuk Konu
  Muhasebat
  Bahtiyar Akyılmaz Kitapları
  Kaymakamlık Kampı

Haberler

Sayıştay Başkanlığından: DENETÇİ YARDIMCISI ADAYI ALINACAKTIR
2020 ÖSYM Sınav Takviminde Güncelleme!
Adalet Bakanlığı Sınavları

Son İncelenen Ürünler

Bayi Girişi

Bayi E-Posta
Bayi Şifre

Vergi Ceza Hukuku - Yusuf Karakoç

Fiyatı düştüğünde e-posta ile haber ver
Vergi Ceza Hukuku - Yusuf Karakoç

"Vergi Ceza Hukuku - Yusuf Karakoç"

9786050504866
  • Ürün İndirimli Fiyatı
  • 70.00 TL
  • Piyasa Fiyatı
  • Havale ile
  • 69.30 TL
  • Yayınevi
  • Yetkin Yayınları
  • Satılan Adet Miktarı
  • 3
  • Yazar
  • Yusuf Karakoç
Adet
Vergi Ceza Hukuku - Yusuf Karakoç


Özellikler
Yorumlar
Taksitler
İlgiliÜrünler
Vergi Ceza Hukuku - Yusuf Karakoç

Elinizdeki metin ilk Baskısı 2016 yılında yapılmış olan Vergi Ceza Hukuku’nun elden geldiğince gözden geçirilmiş ve güncellenmiş halidir. Mevcut haliyle ne bir Ders Kitabı ne de Başvuru Eseri olma niteliğine sahiptir. Buna rağmen, bu halinden her iki nitelikte birer metin üretilmesi epeyce kolaylaşmış bulunmaktadır. Nitekim, alana ilişkin temel konuların ana hatları ile kavranmış ve açıklamaya gayret edilmiş olması Ders Kitabı olmasını sağlamakta ve kolaylaştırmaktadır. Yine alanın temel konularını kapsaması; açıklamaların epeyce ilmî ve kazaî içtihatlarla desteklenmesi; bazı konularda ayrıntılı tartışmalara yer verilmesi ve zengin bir Kaynakçaya sahip olması da bir Başvuru Eseri olmaya aday olduğunu göstermektedir.
Bundan sonra yapılacak baskıların iki ayrı nitelikte metinler halinde gerçekleştirilmesi düşünülmekte ve arzu edilmektedir. Ancak, bir metnin yeni baskılarının yapılması, Tıpkı Basım ya da ona yakın bir tekrar şeklinde olmadıkça çok titiz ve meşakkatli bir mesaiyi zorunlu kılmaktadır. Bunun iki önemli sebebi vardır. Bunlardan birincisi, yeni ilmî ve kazaî içtihatların taranması ve değerlendirilmesi; ikincisi de, önceki metinde yer alan bilgi ve atıfların yeni ilmî ve kazaî içtihatlar çerçevesinde yenilenmesi zaruretidir. Maalesef yayınlanan kitapların yeni baskıları tarandığında bu iki hususun gereği gibi yerine getirilemediği anlaşılmaktadır-görülmektedir. Çoğu kitabın Kaynakçasında, sonradan birçok baskı yapmış olan çalışmaların ilk baskıları  yer almaya devam etmektedir. Yeni baskılarında eklenen, değişen, gelişen görüşlerin takip edilmesine ihtiyaç duyulmamaktadır. Aynı durum, yargı kararları için de geçerlidir. Kitabın ilk basıldığı dönemde var olan kararlarda benimsenen yaklaşım sanki halâ varlığını sürdürüyormuş izlenimi uyandırılmaktadır. Oysa, çoğu zaman atıf yapılan akademik görüşlerde de, yargı kararlarında da çok farklı değişimler yaşanmış olmaktadır. Bu gelişim ve değişim yeni baskılara yansıtılmamaktadır. Çoğu zaman yayınlanmış metinlere kutsal metin muamelesi yapılmaktadır. Sanki, gelişmeler-değişmeler takip edilir ve ona göre eski düşünceler-görüşler-açıklamalar değiştirilirse bir tutarsızlık oluşur endişesi yaşanmakta gibidir. Oysa, akademik düşünce gelişme ve değişmelere ayak uydurmak zorundadır. Fikrî sabitlerin oluşmasına yol açmamalı, açılmamalıdır. Ancak, gelişme ve değişmelerin takibi ise, o kadar kolay değildir. Bunu yapmaya çalışanlar meselenin ne kadar zor ve zahmetli olduğunu ve asla eksiksiz yapılamadığını gayet iyi bilmektedir. Bazen esasa geçemeden usûl ile cebelleşerek aylarca zaman harcanmaktadır. Buna rağmen, yine de yapılmak istenen tam başarılamamaktadır. Usûl esastan önce gelir. Ancak, tek başına usûl yeterli değildir. Bu ikisi arasında olması gereken makûl dengeyi iyi ayarlamak gerekir. Bunun da o kadar kolay olmadığı tecrübelerle sabittir.
Elinizdeki metinde yukarıda ifade edilen hususlar bir ölçüde denenmiştir; ancak, başarılı olunduğu düşünülmemektedir. Çünkü, Kaynakça yenilenmiş ve zenginleştirilmiştir. Fakat, önceden atıf yapılan kaynakların yeni baskılarına sayfa atfı düzeltmesi gereği gibi yapılamamıştır. Bu yüzden, yeni asıl kaynağı görmeden bu metinin dipnotları aracılığıyla sayfa atfı yapmak sakıncalıdır. Atıf yapılan kaynaklara ulaşılmalı; bu metnin dipnotlarındaki sayfa atıflarına güvenilmemelidir. Zaten bir kaynak bizzat görülmeden-incelenmeden başkalarının atıf yaptığı sayfa numaraları esas alınarak atıf yapmak suretiyle metin üretmek tehlikeli ve yasaktır. Bu metnin atıflarında yer alan kaynakların neler olduğu bilinmeli; asıl kaynak görülerek-değerlendirilerek yazarın görüşünün ne olduğu öğrenilmelidir.
Her baskıda kaynakların yeni baskılarının kullanılması böyle bir zorluğu ve sakıncayı beraberinde getirmektedir. Kaynakların yeni baskılarını takip etmemek-değerlendirmemek de gelişmeleri-değiş­meleri takip etmeme sonucunu doğurmakta; görüşleri sınırlandırmakta ve yer yer dondurmaktadır. İkinci yöntemin akademik çalışma usûlü ile bağdaşır bir yanı yoktur. Bu yöntemi uygulamak tembellik, kolaycılık anlamına gelir. Akademisyen tembellik yapamaz ve kolaycılığa kaçamaz/sığınamaz. Yaptığı faaliyetin mahiyetine uygun hareket etmek zorundadır. Yenileri takip etmeyi, yenilenmeyi ve yenilemeyi tercih etmelidir. Eksik olacaksa da bu gayretin içinde olunmalıdır.
Özellikle son zamanlarda yapılan her türlü akademik (kitap-makale) yayında, hemen her unvanda kişiler kaynak seçmek yerine yazar seçmeyi tercih etmektedir. Kaynakçadan yazarın kimlerle arasının iyi olduğu; kimleri sevmediği; kimlerle hesaplaşmaya kalktığı açıkça görülmektedir. Eskiden ve elan akranlar arası kıskançlıklar, çekişmeler, çatışmalar böyle bir tercihin gerekçesi yapılırken, epey bir zamandır jüri üyeleri ve makale hakemleri ile hesaplaşmalar başlamıştır. Jüri üyesinin ya da hakemin eleştirisi-olumsuz kanaati, bu görev yapanların yok sayılması sonucunu doğurur hale gelmiştir. Bu bağlamda, hem kitap hem de makale şeklinde yapılan yayınların kaynakları arasında mutlaka yer alması gerekirken hiç yer verilmeyen isimlere, eserlere sıklıkla rastlanmaktadır. Bu kötü huy-hastalık dalga dalga yayılmaktadır. Takım tutar gibi yazar tutmak alışkanlık haline gelmektedir. Bu akademik dünya için tehlikeli bir gelişmedir. Aklı başında olan akademisyenlerin bu tavırlara karşı duyarlı olmaları gerekir. Bu gün başkasına yapılıyor olması, yarın kendisine de yapılabileceği anlamına gelmektedir. Yeni nesli böyle tavırlarla zehirleyenlerin çoğalmasına engel olmak gerekir. Kaynakçada yer verilen ve/ya da atıf yapılanların çoğunluğu tanınmayan kişiler; yok sayılmaya çalışılanlar ise, bilenen-tanınan kişilerdir. Bilinmek-tanınmak yok sayılmanın bir sebebi-gerekçesi olamaz. Ayrıca, görmemezlikten gelmek, var olanı yok etmez; görmeyeni kör eder. Güneş balçıkla sıvanamaz.
Bu zamana kadar yaptığım çalışmalarda yararlandığım erişilebilir olan hem her kaynağı bizzat edinmek suretiyle zengin bir kütüphaneye sahip oldum. Uzmanlık alanımla ilgili ve tanınmış yayınevleri tarafından yayınlanmış hemen her kitabı temin ettim. Sayısı sınırlı olduğu dönemlerde alan/meslek dergilerinin hemen hepsini edendim. Ancak sayısı çoğalınca her dergiyi edinebilmek imkânsız hale geldi. Buna karşılık, internet eşimi olan dergilerin büyük bir çoğunluğunu da takip etmeye gayret etmekteyim. Şahsî kütüphanemden yararlanarak ve erişme açık kaynakları takip ederek Yazarlardan değil, Kaynaklardan Kaynakça oluşturmaya gayret ettim. Şahsıma yönelik olarak gerçekleştirilmiş olan Kaynakçada yer vermeme çukuruna düşenlerin çalışmalarına da Kaynakçalarımda özellikle yer vermeye gayret ettim. Eksiklerin olması mümkün ve muhtemeldir. Bu, bir ayrımcılığın sonucu değil, belki ulaş(ıl)amamış olma ya da sıkışmış zamanın sonucu ortaya çıkmıştır. Daha sonraki çalışmalarımda ve bu metnin yeni baskılarında tesbit edebildiğim eksikleri gidermeyi taahhüt ediyorum. Bizim görevimiz, hem kendimiz yazarken ve yayın yaparken hem de birilerinin çalışmalarını değerlendirirken-denetlerken akademik teamüllere uygun bir biçimde gerekli eleştiri-öneri-katkıda bulunmaktır. Eleştirileri şahsiyete saldırı olarak nitelendirmek şahsiyetsizce bir tavır alıştır. Böyle tavır alanlar hakkındaki olumsuz kanaatin ne kadar isabetli olduğunu bizzat kendileri tavırlarıyla ortaya koymaktadır.
Bütün bunlardan sonra, göz nuru-alın teri dökerek yazın sıcak günlerinde derleyip toparlamaya çalıştığım metin elinizdedir. Anlaşılır olması için gayret ettim. Şimdilik elimden gelen budur. Allah sağlık ve afiyet verir ise, bundan sonraki baskıların daha özenli ve düzenli çıkmasına gayret etmeyi arzu ve taahhüt ediyorum. Bu metin, noksansız ve yanlışsız olma iddiası taşımamaktadır. Başka bir deyişle, hem noksanı vardır hem de yanlışı bulunabilir. Çünkü, bu metin kutsal metin değildir.
Yetişmemde tarifi imkânsız sıkıntılara katlanan cefakâr (rahmetli) annem ile fedakâr (rahmetli) babama; çalışmanın yapılması ve basılı metin haline dönüştürülmesi sürecinde her türlü nazıma katlanan ve sıkıntılarımı paylaşan sevgili eşim Doç. Dr. İrem Karakoç ile biricik kızım Dr. Ayşe Zehra ve biricik oğlum Ömer Faruk'a sabır, destek ve hoşgörülerinden dolayı sonsuz teşekkürler ediyorum.
Metnin basım ve yayımını üstlenen ve bunu çok kısa bir sürede gerçekleştiren Yetkin Basım Yayım ve Dağıtım A.Ş.'nin sahipleri Muharrem Başer ve Yusuf Ziya Gülkök ile basımevi çalışanlarına çok teşekkür ederim.
Mükemmel iyinin düşmanıdır. Elinizdeki çalışma, kervan yolda düzelir umuduyla bir araya getirilmiş düzeltme ve düzenleme yapılmaya çalışılmış bir metindir. Düzeltilmesi, düzenlenmesi, değişmesi, gelişmesi ve olgunlaşması zamana bağlıdır. (Varsa) bir boşluğu doldurur, duyulan bir ihtiyacı giderebilirse, çalışma amacına ulaşmış olacaktır. Marifet iltifata tâbidir; iltifatsız meta zayidir. Eleştirileriniz yolumuza ışık tutacaktır.


 
  • Genel Özellikler
  • Baskı Tarihi
  • Ekim 2019
  • Baskı Sayısı
  • 2. Baskı
  • Yayınevi
  • Yetkin Yayınevi
  • Yazar
  • Yusuf Karakoç
  • Sayfa Sayısı
  • 372
  • Ebat
  • 16x24
  • Cilt
  • --

Ürüne ait yorum kaydı bulunamadı!
Ad Soyad:
Mail Adresiniz :
Yorum :
Güvenlik Resmi :
Lütfen resimdeki 3 karakterli yazıyı kutuya sırasıyla yazınız
Güvenlik Resmi